Çocuklar mı değişti, biz mi ihmal ettik?

0
4KB

Son günlerde ardı ardına yaşanan çocukların karıştığı şiddet olayları hepimizi düşündürmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor. Henüz ilkokul çağındaki çocukların, sanki bir bilgisayar oyunundaymış gibi silah kullanması, vurduğu kişinin “gerçekten ölmediğini” zannetmesi, toplum olarak üzerinde ciddi şekilde durmamız gereken bir kırılmayı işaret ediyor.

Peki bu çocuklar bu noktaya nasıl geldi?

Sorumluluğu tek bir yere yüklemek kolaydır. Kimine göre suç bilgisayar oyunlarında, kimine göre ailelerde, kimine göre ise eğitim sistemindedir. Ancak gerçek şu ki; bu mesele tek bir sebebe indirgenemeyecek kadar derindir. Herkes biraz haklıdır ama kimse tamamen haklı değildir.

Eğitim aslında okulda değil, evde başlar. Çocuk ilk davranış kalıplarını ailesinden öğrenir. Fakat günümüzde birçok aile, farkında olmadan çocuklarını “susturmak” üzerine bir düzen kurmuş durumda. Ağlayan çocuğun eline telefon veriliyor, tablet veriliyor; önemli olan o anın sessiz geçmesi oluyor. Çocuğun neden ağladığı, ne hissettiği, neye ihtiyacı olduğu ise çoğu zaman sorulmuyor bile.

Bu noktada çocuk, dijital dünyanın içine kontrolsüz şekilde bırakılıyor. Oyunlar, videolar, sosyal medya… Gerçek ile sanal arasındaki sınır giderek silikleşiyor. Şiddet içerikli oyunların tek başına bir çocuğu suçlu yapması mümkün değildir; ancak denetimsiz ve bilinçsiz kullanım, gerçeklik algısını zayıflatabilir.

Okul tarafına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Öğretmenler hem eğitim vermeye hem de disiplin sağlamaya çalışıyor; fakat en küçük müdahalede “veli baskısı” devreye giriyor. Öğrenciye sınır koymak bile giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda çocuk, “sonuç yoksa sınır da yok” algısıyla büyüyor.

Oysa çocuk yetiştirmek, sadece büyütmek değildir. Sınır koymak, “hayır” diyebilmek, sorumluluk öğretmek de bu sürecin bir parçasıdır. Aksi halde şımarıklıkla özgüven arasındaki çizgi bulanıklaşır ve sağlıksız bir karakter gelişimi ortaya çıkar.

Burada en önemli meselelerden biri de rol model sorunudur. Çocuklar nasihatle değil, gözlemle öğrenir. Sürekli telefona bakan bir ebeveyn, çocuğuna “kitap oku” dediğinde etkili olamaz. Sosyal medyada saatler geçiren bir yetişkin, çocuğuna “dışarı çık, arkadaşlarınla konuş” dediğinde inandırıcı değildir.

Toplumsal olarak şunu kabul etmemiz gerekiyor: Çocuklar bir boşlukta yetişmiyor. Onları şekillendiren; aile, okul, çevre ve dijital dünya birlikte çalışıyor. Bu alanlardan biri bile kontrolsüz kaldığında sonuç hepimizi etkiliyor.

Çözüm ise aslında karmaşık değil ama emek istiyor. Aileler çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeli, sadece fiziksel değil duygusal olarak da yanında olmalı. Çocukların ekran süresi kontrol edilmeli, ancak yasaklamak yerine bilinç kazandırılmalı. Okulların otoritesi yeniden güçlendirilmeli, ama bu güç sevgi ve adaletle dengelenmeli.

Ve en önemlisi, yetişkinler kendini eğitmeden çocukları eğitemeyeceğini unutmamalı.

Unutmayalım: Bir toplumun geleceği, çocuklarına verdiği değerle şekillenir. Bugün görmezden geldiğimiz her küçük davranış, yarının büyük sorunlarına dönüşebilir.

Yazar: Lütfi Levent

Love
1
Girbir Sosyal Ağ https://girbir.com